Sözlükte flash bellek veri kurtarma kategorisi hakkında bilgiler, tam veya bölünmüş terimler.
flash
1. (i). parıltı, ani alev, şule; işaret olarak yanıp sönen ışık; an; birden gelen su akıntısı; kaba gösteriş; cama renk vermek için maden tuzu ile kaplama; bülten. flashback (i). geriye dönme. flashboard (i). suyun yüksekliğini artırmak için barajın üstüne takılan tahta, savak taşırma kapağı. flash bulb (foto). flaş. flash flood seylâp. flashlight (i). el feneri. flash point (fiz). ısınan bir sıvıdan çıkan gazların yanma harareti. flash torch tiyatroda şimşek çakması hissini uyandıran tertibat. flash in the pan gösterişli bir şekilde başlayıp neticesiz kalan hamle veya insan. a flash of lightning şimşek, yıldırım. in a flash ansızın, şimşek gibi, birdenbire. news flash (A.B.D). radyo veya telgrafla gelen acele ve kısa haber.
2. (s)., (ing). hırsız veya serserilere ait; gösterişli fakat sahte; kaba bir şekilde gösterişli. flash language hırsız argosu.
3. (f). birden alevlenmek, şimşek gibi çakmak veya parlamak; birden parlamak; birden akla gelmek; cam bir mamule ikinci bir renkte ince cam tabakası ilâve etmek; telgraf veya radyo ile acele haber ulaştırmak; (k).dili birdenbire göstermek; yağmurdan korumak için damın üstüne ve altına saç kaplamak. It flashed upon me. Birden aklıma geldi.
4. F. ışık tutmak, aydınlatmak, yakmak, atmak (bakış), böbürlenmek, parlamak, çakmak, akla gelmek, görünüp hızla kaybolmak, yıldızı parlamak
bellek
1. Yaşananları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü, dağarcık, akıl, hafıza, zihin
2. Bir bilgisayarda, programı değişmeyen verileri, yapılacak iş için gerekli olan ara sonuçları toplayan bölüm.
3. Bilgi-işlerde bilginin korunduğu ve gerektiğinde erişilebildiği sığaç.
4. 1. Zihnin belleme ve anımsama yeteneği, gücü. 2. Bellenerek öğrenilen şey. 3. İşaret, iz.
5. Informationsspeicher
veri
1. Bir araştırmanın, bir tartışmanın, bir muhakemenin temeli olan ana öge, muta, done.
2. Bir sanat eserine veya bir edebî esere temel olan ana ilkeler.
3. Bir problemde bilinen, belirtilmiş anlatımlardan bilinmeyeni bulmaya yarayan şey.
4. Olgu, kavram veya komutların, iletişim, yorum ve işlem için elverişli biçimli gösterimi.
5. Deneysel ölçümler ya da sayımlar sonucu elde edilen sayılar kümesi.